İçeriğe geç

Double blind review nedir ?

Bu yazımızda Cinseltakviyem olarak Double blind review nedir hakkındaki başlıca ayrıntıları tek yerde topladık.

Bir insanın fikrinin değerini belirleyen şey, gerçekten ortaya koyduğu düşünceler midir, yoksa kim olduğu, hangi kurumda çalıştığı ve toplumda nasıl bir konuma sahip olduğu da bu değerlendirmeyi etkiler mi? Akademik dünyada bu soru, yalnızca bilimsel çalışmaların niteliğiyle değil, toplumsal adalet ve fırsat eşitliğiyle de yakından ilişkilidir. Double blind review, tam da bu noktada karşımıza çıkan ve bilimsel değerlendirmelerde kişisel kimliklerin etkisini azaltmayı amaçlayan bir yöntemdir.

Akademik yayıncılıkta kullanılan bu sistem, araştırmacıların çalışmalarının mümkün olduğunca tarafsız değerlendirilmesini hedefler. Ancak yöntemin toplumsal yapılarla ilişkisini anlamak için yalnızca nasıl işlediğine değil, hangi eşitsizlikleri azaltabildiğine ve hangi sorunları çözemediğine de bakmak gerekir.

Double blind review, Türkçede çift taraflı kör hakem değerlendirmesi olarak bilinir. Bu yöntemde makalenin yazarının kimliği hakemlerden, hakemlerin kimliği ise yazardan gizlenir. Böylece değerlendirme sürecinde kişisel ilişkilerin, akademik unvanların, kurumların ve tanınmışlığın etkisini azaltmak amaçlanır.

Süreç genel olarak üç temel aşamadan oluşur:

– Makalenin hazırlanması: Yazarın adı, kurumu ve kimliğini doğrudan ortaya çıkarabilecek bilgiler değerlendirme kopyasından çıkarılır.

– Hakem değerlendirmesi: Editör, makaleyi ilgili alandaki hakemlere gönderir. Hakemler yazarın kimliğini bilmeden çalışmanın yöntemini, bulgularını ve bilimsel katkısını inceler.

– Karar aşaması: Hakem raporları doğrultusunda editör yayımlama, düzeltme veya ret kararı verir.

Buradaki temel amaç, araştırmanın sahibinden çok araştırmanın kendisine odaklanmaktır. Bununla birlikte makalenin konusu, atıfları veya araştırma alanı yazarın kimliğinin tahmin edilmesine yol açabilir. Dolayısıyla çift taraflı kör değerlendirme, mutlak tarafsızlık garantisi değildir.

Toplumlarda insanlar çoğu zaman farkında olmadan belirli beklentilerle hareket eder. Bir kişinin saygın bir üniversiteden mezun olması, tanınmış bir akademisyen olarak bilinmesi veya güçlü bir kurumsal çevreye sahip olması, onun düşüncelerine daha fazla önem verilmesine neden olabilir.

Akademik dünyada da benzer normlar görülebilir. Tanınmış araştırmacıların çalışmalarının daha dikkatli incelenmesi ya da daha az bilinen kurumlarda çalışan kişilerin araştırmalarının yeterince önemsenmemesi, bilimsel değerlendirmede eşitsizlik oluşturabilecek durumlardır.

Örneğin, aynı araştırma yöntemini kullanan iki makalenin birinin prestijli bir üniversiteden, diğerinin daha az tanınan bir kurumdan geldiğini düşünelim. Hakemler yazarların kimliklerini biliyorsa kurumsal itibar değerlendirmeyi bilinçli veya bilinçsiz biçimde etkileyebilir.

Double blind review, bu tür etkileri azaltarak bilimsel içeriğin ön plana çıkmasına yardımcı olabilir. Ancak kurumsal ayrıcalıklar yalnızca hakem değerlendirmesinde ortaya çıkmaz. Araştırma fonlarına erişim, laboratuvar olanakları, akademik danışmanlık ve yayın hazırlama desteği gibi faktörler de araştırmacılar arasında farklılık yaratır.

Bu nedenle toplumsal adalet, yalnızca makalelerin eşit koşullarda değerlendirilmesiyle değil, araştırmacıların bilimsel üretime erişim olanaklarıyla da ilgilidir.

Cinsiyet rolleri, insanların yetenekleri ve toplumsal konumları hakkında oluşturulan beklentileri etkileyebilir. Akademik araştırmalarda da kadınların, erkeklerin ve farklı toplumsal gruplardan gelen araştırmacıların çalışmalarının nasıl algılandığı önemli bir tartışma konusudur.

Double blind review, yazarın cinsiyetini doğrudan ele veren bilgileri gizleyerek cinsiyete dayalı önyargıların etkisini azaltmayı hedefler. Bununla birlikte bazı araştırma alanlarında kullanılan dil, atıflar veya araştırma konusunun kendisi yazarın kimliğine ilişkin ipuçları verebilir.

Bir araştırmanın iki farklı sürümünün değerlendirildiğini varsayalım. İlk sürümde yazarın adı ve kurumu açıkça belirtilirken diğer sürümde bu bilgiler gizlenmiş olsun. İlk durumda hakem, yazarın önceki yayınlarından veya kurumsal bağlantılarından etkilenebilir. İkinci durumda ise değerlendirme daha çok araştırmanın içeriğine dayanabilir.

Bu örnek, yöntemin neden önemli olduğunu gösterir; ancak tek başına çift taraflı kör değerlendirmenin her koşulda daha adil sonuç verdiğini kanıtlamaz.

Cinsiyet eşitsizliği, yalnızca hakemlerin tutumlarından kaynaklanmaz. Akademik kariyerin başlangıcındaki fırsat farklılıkları, bakım sorumluluklarının eşitsiz paylaşılması ve mesleki ağlara erişim gibi toplumsal koşullar da araştırmacıların yayın yapma imkânlarını etkileyebilir.

Akademik değerlendirme sistemi, yalnızca bilimsel ölçütlerden oluşmaz; aynı zamanda belirli kültürel alışkanlıkların ve güç ilişkilerinin içinde işler. Hangi konuların önemli kabul edildiği, hangi yöntemlerin daha saygın görüldüğü ve hangi kaynakların temel referans sayıldığı, akademik toplulukların ortak kabulleriyle şekillenebilir.

İngilizcenin uluslararası bilimsel yayıncılıkta yaygın biçimde kullanılması, İngilizceyi akademik düzeyde kullanabilen araştırmacılar açısından avantaj yaratabilir. Ana dili farklı olan araştırmacılar ise aynı bilimsel niteliğe sahip çalışmalarını ifade etmek için daha fazla zaman ve kaynak harcamak zorunda kalabilir.

Double blind review, yazarın ülkesini veya kurumunu gizleyerek bazı önyargıları azaltabilir. Ancak dil yeterliliği, araştırma kaynaklarına erişim ve uluslararası akademik ağlar gibi yapısal farklılıkları ortadan kaldıramaz.

bu noktada yalnızca bireysel bir sorun olmaktan çıkar ve bilimsel üretimin hangi koşullarda gerçekleştiğiyle ilgili toplumsal bir meseleye dönüşür.

Hakemler, editörler ve yayıncılar akademik bilginin hangi çalışmalarının yayımlanacağı konusunda önemli bir etkiye sahiptir. Hakemlerin kimliğinin yazardan gizlenmesi, eleştirilerin kişisel çatışmalardan bağımsız yapılmasını kolaylaştırabilir. Öte yandan anonimlik, hakemlerin sorumluluk duygusunu zayıflatabilecek veya sert ve gerekçesiz eleştirilere zemin hazırlayabilecek bir unsur olarak da tartışılır.

Bu nedenle editoryal denetim, açık değerlendirme ölçütleri ve hakemlerin etik sorumlulukları sistemin güvenilirliği açısından önem taşır.

Double blind review hakkında yapılan araştırmalar, yöntemin etkisinin disipline, yayın politikasına ve değerlendirme koşullarına göre değişebildiğini gösterir.

– Tomkins, Zhang ve Heavlin (2017): Reviewer Bias in Single- versus Double-Blind Peer Review başlıklı araştırma, bilgisayar bilimi alanındaki bir konferansın verilerini incelemiştir. Bulgular, yazarların tanınmışlığı ve kurumsal bağlantılarının değerlendirme sonuçlarıyla ilişkili olabileceğine işaret etmiştir. Ancak tek bir alandaki sonuçların bütün bilim dallarına doğrudan genellenmesi doğru değildir.

– Lee ve arkadaşları (2013): Bias in Peer Review başlıklı çalışma, hakem değerlendirmesindeki önyargıları kapsamlı biçimde ele almıştır. Araştırmacılar; cinsiyet, kurumsal itibar, dil ve benzeri etkenlerin değerlendirme süreçlerinde nasıl rol oynayabildiğini tartışmıştır.

– COPE (Committee on Publication Ethics): Yayın etiği alanındaki bu kuruluş, hakemlik süreçlerinde gizlilik, çıkar çatışmalarının yönetimi ve etik sorumluluklar üzerinde durur. Değerlendirme modellerinin seçiminde derginin politikalarının ve bilimsel alanın ihtiyaçlarının dikkate alınması önemlidir.

Bu çalışmaların ortak mesajı, hakem değerlendirmesinin bilimsel yayıncılık için vazgeçilmez olduğu ancak hiçbir modelin bütün önyargıları tek başına ortadan kaldıramadığıdır.

Double blind review, bilimsel çalışmaların kişisel kimliklerden bağımsız değerlendirilmesine yardımcı olan önemli bir yöntemdir. Bununla birlikte gerçek anlamda adil bir akademik ortam için daha kapsamlı adımlar gerekir.

Şeffaf değerlendirme ölçütleri, hakemlerin etik ilkeler doğrultusunda hareket etmesi, farklı kurumlardan ve toplumsal çevrelerden gelen araştırmacılara fırsat tanınması bu adımlar arasında yer alır. Ayrıca açık bilim uygulamaları ile anonim hakemlik arasındaki denge de akademik dünyada tartışılmaya devam etmektedir.

Sonuçta bilimsel bilginin değeri, onu üreten kişinin toplumsal konumundan daha fazla önem taşımalıdır. Ancak bu hedefe ulaşmak, yalnızca isimleri gizlemekle değil, bilimsel üretimi çevreleyen toplumsal koşulları da sorgulamakla mümkündür.

Sizce bir araştırmanın değeri, onu hazırlayan kişinin kimliğinden ne ölçüde bağımsız olabilir? Akademik veya mesleki yaşamınızda insanların düşüncelerinin unvanlarına, cinsiyetlerine ya da geldikleri kurumlara göre değerlendirildiğini gözlemlediniz mi? Double blind review sizce toplumsal adalet sağlamada yeterli bir yöntem mi, yoksa daha köklü değişimlere mi ihtiyaç var?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
https://www.dijitalbocek.com.tr https://panta.com.tr https://pacsun.com.tr Sitemap