İçeriğe geç

Güvence teminat bedeli ne kadar ?

Güvence Teminat Bedeli Ne Kadar? Sosyolojik Bir Bakışla Toplumsal Güvencenin Bedeli

Toplumun karmaşık dokusunu çözümlemeye çalışan bir araştırmacı olarak, “güvence” kavramı bana her zaman sadece ekonomik bir terimden fazlasını çağrıştırmıştır. Bir sigorta poliçesinde yazan “güvence teminat bedeli”, aslında bir toplumun güven duygusuna, dayanışma anlayışına ve risk algısına biçtiği sembolik bir değerdir. Bu yazıda, “bedel”in sadece para ile ölçülmediği; aksine toplumsal normların, cinsiyet rollerinin ve kültürel pratiklerin iç içe geçtiği bir güven sistemine dönüştüğünü tartışacağız.

Toplumsal Normlar ve Güvence Arayışı

Toplumsal düzenin devamlılığı, bireylerin güvenlik ve aidiyet hisleriyle sağlanır. Bu yüzden güvence teminatı yalnızca bir sözleşme değil, toplumun bireye sunduğu bir “varlık onayı”dır. Sosyolog Émile Durkheim’ın ifadesiyle, toplum bir “ahlaki düzen”dir ve güvenin kaynağı bu düzendir.

Bir sigorta poliçesinin maddeleri, bireye “toplum seni korur” mesajı verir. Ancak bu koruma her kültürde aynı biçimde işlemez. Bazı toplumlar bireysel sorumluluğu öne çıkarırken, bazıları dayanışmayı teminatın özü sayar. Türkiye gibi kolektivist kültürlerde, güvence teminat bedelinin maddi karşılığından çok, “toplumun bana sahip çıkması” anlamı daha derindir.

Cinsiyet Rolleri ve Güvence Bedelinin Anlamı

Toplumlar güveni dağıtırken her bireye eşit davranmaz. Cinsiyet rolleri, güvence arayışının da şeklini belirler. Erkeklerin tarihsel olarak “koruyucu” rolü üstlenmesi, onların ekonomik güvenceyi temin etme sorumluluğunu taşımalarına yol açmıştır. Bu nedenle birçok kültürde, erkeklerin teminat kavramıyla ilişkisi yapısal işlevler üzerinden tanımlanır.

Erkek, ailenin sigortasını yaptırır, mülkün garantisini sağlar, riskleri hesaplar. Güvence onun için sistematik bir kontrol aracıdır. Örneğin bir baba, çocuklarının geleceğini garanti altına almak için sigorta poliçeleriyle, tapularla, mevduatlarla ilgilenir. Bu tutum, sadece ekonomik değil, kültürel olarak da “erkekliğin sorumluluğu” olarak görülür.

Kadınlar içinse güvence çoğu zaman ilişkisel bir ağ içinde anlam bulur. Onlar güveni sosyal bağlarda, aile ilişkilerinde, komşuluk ve dostluk ilişkilerinde kurarlar. Bir kadının “güvende hissetmesi”, poliçe imzasından çok, duygusal destek ve sosyal dayanışmayla ilgilidir. Bu durum, sosyolog Carol Gilligan’ın “ilişkisellik etiği” kavramıyla açıklanabilir: kadınlar güveni ilişkiler yoluyla inşa eder, erkekler ise kurumsal yapılar üzerinden.

Kültürel Pratikler: Güvencenin Görünmeyen Ekonomisi

Güvence teminat bedeli, aslında bir toplumun “güven ekonomisi”nin yansımasıdır. Bu ekonomi sadece para ile değil, saygı, güven, dayanışma gibi soyut değerlerle de işler. Örneğin Anadolu kültüründe bir esnafın sözü, yazılı teminattan daha güçlü kabul edilir. “Söz namustur” anlayışı, yazılı sigortanın yerini alan bir toplumsal güvence biçimidir.

Bu kültürel pratikler, modern sigorta sistemleriyle yan yana var olmaya devam eder. Bir yanda yasal güvenceler, diğer yanda toplumsal ahlak kodları… Bu ikisi arasındaki denge, bir toplumun güven duygusunun toplam “bedelini” belirler. Bu nedenle “güvence teminat bedeli ne kadar?” sorusu yalnızca bir hesaplama değil, aynı zamanda bir toplumsal vicdan ölçüsüdür.

Toplumsal Cinsiyet ve Risk Algısı

Toplumun farklı kesimleri güvenliği farklı biçimlerde algılar. Erkekler genellikle dış tehditlere odaklanırken, kadınlar ilişkisel güvenlik üzerinde yoğunlaşır. Bu fark, sadece psikolojik değil, sosyolojik bir yapısallıktır.

Bir erkek, arabasına kasko yaptırırken kendini “koruyucu” hisseder; bir kadın ise aynı işlemi yaparken “ailesini koruma” duygusunu yaşar. Bu fark, bireysel kararların arkasındaki toplumsal kodları yansıtır. Güvence teminat bedelinin miktarı bu nedenle her birey için farklı bir sembolik anlam taşır: kimisi için güç, kimisi için huzur, kimisi için ise sorumluluk.

Sonuç: Güvencenin Bedeli Parayla Ölçülür mü?

Toplumsal açıdan bakıldığında, güvence teminat bedeli yalnızca bir rakam değil, toplumun bireylerine verdiği güvenin biçimidir. Modern dünyada her şeyin fiyatı olduğu söylense de, güvenin asıl bedeli sosyal ilişkilerde, dayanışmada ve karşılıklı sorumlulukta yatar.

Bir araştırmacı olarak gözlemlediğim en çarpıcı gerçek şu: İnsanlar kendilerini güvende hissetmek için poliçelere değil, birbirlerine ihtiyaç duyarlar. Sigorta sözleşmeleri, bu duygunun kurumsallaşmış biçimidir. Ancak güvenin özü hâlâ insan ilişkilerindedir.

Bugün “Güvence teminat bedeli ne kadar?” diye sorduğumuzda, belki de asıl yanıtı banka hesaplarında değil, toplumun birbirine duyduğu güvenin derinliğinde aramalıyız.

Okuyucuları, kendi toplumsal deneyimlerine dönüp şu soruyu sormaya davet ediyorum:

“Benim için güvenin bedeli ne kadar?”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
ilbet mobil girişbetexper girişbetexper giriş